Neden bilmiyorum Hint Okyanusu denince hep karanlık, çamurumsu sular canlanmıştı gözümde… Sri Lanka’nın güneyine varıp da denizle ilk buluştuğumuz durağımız Tangalle ile karşılaşınca ne kadar önyargılı olduğumu fark ettim. Deniz dalgalı olduğu için kumlar havalanıp denizi bulanıklaştırıyordu belki ama o altın sarısı, yumuşacık kumları suçlayamazdım. 2004 yılında Hint Okyanusu’nda gerçekleşen depremle tsunaminin vurduğu Sri Lanka’nın kıyıları için bu dalgalar eminim bir oyuncaktı.

Otelimiz Tangalle’nin en güzel kumsalı olarak gösterilen Goyambokka’nın hemen arkasında olduğu için konakladığımız yerde denize girmek yerine sahili çevreleyen kayaların üstünden zıplaya zıplaya gizli cenneti bulduk. Goyambokka sahilinde birkaç küçük, mütevazı işletme bulunuyor. Şezlong ve şemsiyeyi o işletmeden yiyip içme karşılığında kullanabiliyorsunuz. Biz de öyle yaptık. Hemen iki hindistan cevizi söyleyip, kitaplarımızı açıp yorucu otobüs yolculuğunun etkilerini silmeye başladık.

Arkadaşım yengeç 🙂
Bira-balık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tangalle’de 3 gece kalıp okyanusun sesini dinleyerek günlerimizi huzur içinde geçirdik. Kitaplarımız bitince Jungle Vista’nın sahibi tarafından önerilen Matara’daki The Doctor’s House’a gitmek üzere yola çıktık. Eski bir Hollanda Hastanesi’nden hostele çevrilen bu inanılmaz yer, güzel dekorasyonuyla, hindistan cevizi ağaçlarının altındaki rahat oturma grupları ve minderleriyle bizi anında büyüledi. Sri Lanka’ya yolu düşen, sabahları surf ve yoga dersleri, akşamları güzel müzik ve yemek ile keyifli zamanlar geçirmek isteyenler için linkini buraya bırakıyorum 😉

Matara’dan sonra Sri Lanka’nın popüler plajı Mirissa’ya doğru yola çıktık. Mirissa daha önce bulunduğumuz yerlere göre daha kalabalık ve daha turistikti ancak deniz gerçekten güzel ama buraya uğramamızın asıl sebebi balinaları izlemekti. Balinaları görecek olmanın fikri bile çılgınca değil mi? Kaldığımız evin sahibi tarafından önerilen bir tur şirketi ile anlaştık ve sabahın ilk ışıklarıyla yola çıktık.

Bir süre serseri mayın gibi okyanusun ortasında bir oraya bir buraya gidip balinaları görmeyi uman teknelerden biriydik. Artık umutsuzluğa kapılmaya başlamışken kaptan Seylanca bağırmaya başladı. İşte oradaydı… Kocaman gövdesiyle, çocukluğumun en sevdiğim karakterlerinden biri Özgür Willy, o film yüzünden kim bilir kaç tane balina resmi çizmiştim.  Kendimi çimdikledim. Hayallerimden biri daha gerçek olmuştu.

Bir süre sonra bambaşka bir şeyi fark ettim. Balinaların özel alanlarına girmiş onları delicesine takip ediyorduk. Acaba korkuyorlar mıydı? Düşünseniz onlarca bot ve içine doluşmuş yüzlerce insan sizi takip ediyor. Siz sakin sakin kahvaltınızı ederken başınızın tepesinden tekneler geçiyor. Çok acımasızdı ama balinalara olan sevgimden katılmıştım bu tura, teknedeki herkes de bu sebepten gelmişti eminim. Umarım tehdit yerine sevgimizi hissetmişlerdir…

Sri Lanka turu boyunca birlikte yol aldığım arkadaşım Carissa ile ertesi gün yollarımız ayrılacaktı. Bir sonraki durağım için son gece nerede kalacağıma karar vermeye çalışıyordum. Yol boyunca birçok gezginden hem Kolombo hem Galle hakkında pek tatmin edici yorumlar almamıştım. Bu yüzden Mirissa’ya oldukça yakın olan Galle’ye gidip gözlerimle görmeye karar verdim.

Otobüsten indiğim nokta oldukça karmaşıktı ancak surlardan geçip Galle Fort’a adım atınca bir anda kendimi kolonyal dönemin izlerini taşıyan sokaklarda buldum. Galle, rengini ve dokusunu zamanında burada yaşayan çeşitli etnik gruplar ve dinlerden almış ve bugüne kadar çok güzel korumuş bir liman kenti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yer alan Galle’yi gördüğüm anda son gecemi burada geçirmeye karar verdim.

Galle Fort sahili & deniz feneri

Sokakları adımladıkça Galle’nin güzelliği tarafından şaşırtılmaya devam ettim. Sri Lanka’nın gördüğüm diğer şehirlerinden ve kasabalardan oldukça farklı olan bu küçük kasabanın kafelerinde, restoranlarında uzun uzun oturdum, her sokağına ve neredeyse her mağazasına teker teker girip çıktım ve masmavi sularında yüzerek çok keyifli iki gün geçirdim. Ayrıca Sri Lanka’da gördüğüm en güzel gün batımını da Galle’ye okul gezisi ile gelen yüzlerce çocuğun neşeli kahkahaları ve dansları arasında izledim. Bırakayım Galle’nin güzelliğini fotoğraflar anlatsın.

Galle Fort sokakları


Sahiplerini bekleyen bisikletler

 

 

 

 

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir