Japonya, bir yandan dünyanın en modern ve teknolojik ülkelerinden biri olmayı başarıp bir yandan adeta dünyanın geri kalanıyla hiçbir bağı yokmuşçasına kültürünü ve geleneklerini koruyabilmiş eşsiz bir coğrafya.

 

Japonya’da görülmesi, deneyimlenmesi gereken çok şey var ve ülkeye girişte 90 gün vize alıyor olsak da maalesef zaman ya da maddi imkan kısıtlarından dolayı bu kadar kalmak pek mümkün değil. Ben bu güzel ülkede 3 hafta Tokyo’da ise 8 gün geçirdiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum ve birkaç kez daha Japonya’ya yolumun düşmesini dileyerek ülkeden ayrılıyorum. (Bu satırları bir süre önce yazmıştım.  Dileğim kabul olmuş  olacak ki yarın bir hostelde çalışmak üzere Kyoto’ya geri dönüyorum)

Genelde başkentleri sıkıcı bulurum ama Tokyo bir başka! Tokyo’da en sevdiklerimi sizin için kolaylık olması adına gün gün derledim.

Tokyo’da ne kadar kalmalıyım?

İstanbul’da doğup büyümüş ben İstanbul’u büyük sanırdım ama Tokyo’dan sonra bir şehrin ne kadar daha büyük olabileceğini görüp aklımın sınırlarını genişlettim! Tokyo sanki iki İstanbul’un bir araya gelmiş hali gibi ama o büyüklüğün içinde asla kaos, trafik, gerginlik, pislik yok. Bütün negatifleri çıkarttığınızda elinizde eğlenceli, şık, düzenli, hem modern hem geleneksel, parklarla bahçelerle dolu özenilesi ve yaşanılası bir metropol kalıyor.

2020’de Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak Tokyo sanki eksiği varmış gibi harıl harıl çalışıyor. Olimpiyatlar için Tokyo gibi bir şehirle nasıl son ikiye kaldığımızı maalesef aklım almıyor çünkü Tokyo kalabalıklara alışık. İlkbaharda kiraz çiçeklerini, sonbaharda sararıp dökülen yaprakları izlemeye gelen turist kafilelerini kolaylıkla ağırlayabilen Tokyo eminim şu an Olimpiyatlar yapılsa başarıyla altından kalkabilir.

Ben Tokyo’da ilk olarak 3 gecelik bir konaklama planladım, ardından görmek istediğim diğer şehirleri görüp Tokyo’ya geri geldim ve 6 gecemi daha burada geçirdim. Eğer Japonya’da sadece Tokyo’yu gezmeyi planlamıyorsanız ve 2 haftadan az zamanınız varsa Tokyo’ya 2 ya da 3 gece ayırmanızı öneriyorum. Zira şehrin birkaç tane öne çıkan bölgesi var ve buraları görmeden Tokyo’yu terk etmemekte fayda var.

Shibuya, Shinjuku, Harajuku, Ginza ve Yanaka benim favorilerim… Şimdi gelelim 3 günde bu bölgelerde neleri görebilirsiniz ?

Tokyo’da 1. gün

Tokyo’da mutlaka görülmesi gereken tapınaklarda başı çeken Meiji-jingu, oldukça geniş bir araziye sahip ve Tokyo’nun hızlı metropol hayatına yavaş bir başlangıç yapmak için ilk durağınız olabilir. Hem kahvaltı sonrası temiz hava almak ve biraz yürüyüş yapmak için de bana çok iyi gelmişti. Meiji-jingu’da bir Japon gelin ve damatla karşılaşmanız da olası… Kıyafetleri ve asaletleri görülesi…

Meiji-ingu girişi
Meiji-ingu girişi
Sake fıçıları
Japon gelin&damat

Meiji-jingu’dan çıktıktan sonra Omote-sando’nun geniş bulvarında yürüyüp mağazaların vitrinlerine bakabilir hatta belki biraz alışveriş yapabilirsiniz. Bu cadde Japonların ilginç giyim tarzlarını gözlemlemek için de harika bir yer. Kadınlar ve genç kızlar çok şık olsa da benim gözüm hep enteresan kombinleri başarıyla bir araya getiren Japon erkeklerindeydi.

Bu bölgede Lonely Planet tavsiyesiyle gittiğim Harajuku Gyoza Ro, hem çok lezzetli hem de görece uygun fiyatlarıyla Japon mantısı sunduğu için bu restoranı ben de tavsiye ediyorum. Kapıda çoğunlukla sıra olsa da bu restoranda sirkülasyon hızlı ve emin olun kapıda 15 dakika beklemeye değer. İki kişiyseniz bir haşlanmış bir kızarmış Gyoza, iki de bira söyleyip afiyetle yiyin 😊

Karnınızı doyurduktan sonra Harajuku bölgesini gezip anime karakterleri gibi rengarenk kıyafetler içinde Takeshita-dori caddesinde dolaşan kızları izleyebilir, ikinci el kıyafetlerle ilgileniyorsanız bu bölgede yer alan thrift shop’lara göz atabilirsiniz.

Harajuku’da bir ikinci el mağazası

Hava güzelse Yoyogi Park’a doğru yürümenizi öneririm. Özellikle hafta sonu gençlerle dolan bu parkta o utangaç Japonların biraz bira ve sakenin etkisiyle nasıl eğlendiklerini, şakalaştıklarını, oyunlar oynayıp dans ettiklerini izlemek gerçekten çok keyifli. (Bu park özellikle Pazar günleri birçok performansa da sahne oluyor. Palyaçoları, dansçıları, şarkı söyleyenleri izleyebilirsiniz.) Önerim parka gitmeden önce yanınıza bir örtü, yiyecek, içecek alın ve Japonların arasına karışıp ağaçların altındaki piknik eğlencelerine katılın. Ayrıca köpekleri seviyorsanız, parkta dolaşırken köpeklerini nasıl giydirip süslediklerini ve hatta zaman zaman minik pusetlerde gezdirdiklerini izleyip eğlenebilirsiniz.

Yoyogi Park

Artık hava karardıysa biraz neon ışıklı caddeler görmek ve Lost in Translation havasına girmek için Shinjuku’ya gidip akşamı Golden Gai’daki 5-6 kişilik minik barlarda içerek günü sonlandırabilirsiniz 😊

Tokyo’da 2. gün

İkinci gün sabah kahvaltısı için Myanmar’da tanıştığım Tokyo’da okuyan Japon-Fransız arkadaşım ile Shibuya’daki Hachiko heykelinin önünde buluştuk. Siz de sabah bu bölgeye gelip işe giden insan selinin trafik ışıklarında karşıdan karşıya geçişini görebilirsiniz. Dünyanın en sadık köpeği Hachiko’nun heykeline de bir uğrayıp iyi dileklerinizi sunabilirsiniz tabi 😊 Sonrasında Mee’s Pancake’de Japonya’nın aşırı yumuşak ve kabarık pankekleri ile bir kahvaltı yapıp Shinjuku Gyoen’inin güzelliğini görmeye davet ediyorum sizi… Normalde gittiği her şehirde müzelerin altını üstüne getiren ben Tokyo’da maalesef hiç müze gezmedim. Parkların, bahçelerin güzelliği öyle büyüleyiciydi ki kapalı alanlarda vakit geçiresim gelmedi.

Shinjuku Gyoen
Kiraz çiçekleri dökülürken…

Bugünün devamında Yanaka’ya 2. Dünya Savaşı’ndan sağ çıkmış Tokyo’nun en eski bölgesinde bir gezintiye çıkabilirsiniz. Yanaka, Tokyo’luların bile pek bilmediği ve yollarının düşmediği yıpranmışlığı ile Tokyo’nun geri kalanından oldukça farklı bir bölge… Ancak içinde yüzden fazla tapınağı barındırdığı söyleniyor. Hepsini gezmek tabi ki mümkün değil ama sokaklarda dolanırken birbirinden güzel tapınak kapıları ile karşılaşıyorsunuz. Yanaka Ginza bu bölgenin alışveriş ve yemek cenneti, küçük dükkanlara bakınıp kedileriyle ünlü bu muhitten kedi temalı hediyelik eşyalar satın alarak ve yol boyunca gözünüze güzel gözüken her şeyi tadarak Yanaka sokaklarında zaman geçirmenizi ısrarla tavsiye ediyorum. Özellikle Aysome(bana söyledikleri gibi yazıyorum aynı şekilde yerli halka sorabilirsiniz) sokağında yer alan kapısı mor salkımlarla süslü pastanede fırından yeni çıkmış hamurların içine krema konularak yapılan tatlının tadına bakmanızı tavsiye edebilirim 😊

Kedileriyle ünlü Yanaka’da kedi temalı bir hediyelik eşya dükkanı
Yanaka Ginza

Gün batmadan Ueno Parkı’na gidip metrodan aldığınız bir bento box (Japonya’da içinde sushi ya da pirinç ve et/balık/garnitür ile hazırlanan tek porsiyonluk kutu içinde sunulan yiyecekler) ve içecekleriniz ile yine parkta Hanami yapanlara katılın. Ueno Parkı’nın içinde bulunan tapınaktan güneşin batışını izlemek pek keyifli, hava açıksa mutlaka güneşi bu tapınakta batırıp ardından Ginza’ya gidip dünyanın en pahalı mağazalarıyla süslenmiş Tokyo’nun en havalı, en ihtişamlı caddesinde yürüyün. Bu mağazalardan bir şey almanız mümkün olmasa da ışıklarından, mimarisinden inanılmaz etkilendiğim bu fütüristik caddeyi görmenizi mutlaka tavsiye ederim. İnsanın yapamayacağı şey yok dedirtiyor gerçekten !

Dünyanın en lüks alışveriş caddelerinden biri Ginza

Tokyo’da 3. gün

Üçüncü gün sabahtan Tokyo’nun ünlü Tsukiji balık marketine gidebilirsiniz. Burası muhtemelen 2017 sonunda şehirden taşınacak ve belki bir daha ziyaret etmek bile mümkün olmayacak. İleride çocuklarınıza hava atacağınız bir hikayeniz olsun, bizim zamanımızda Tsukiji Market şehrin içindeydi diye anlatmak istiyorsanız mutlaka burayı görün 😉 Hatta uykunuzdan feragat edebilirseniz, bir de tabi konakladığınız yer buraya yürüme mesafesindeyse sabaha karşı 4’te kaydınızı yaptırıp ton balığı açık arttırmasına şahit olacak 120 kişiden biri olabilirsiniz. Gece metro çalışmadığı ve konakladığım yer Tsukiji’ye yürüyüş mesafesinde olmadığı için açık arttırmayı görmek bana nasip olmadı. Taksi yok muydu atlayıp gitseydin ya diye düşünüyorsanız Tokyo’da sadece zenginlerin taksiye binebildiğini söylemek isterim 😊

Tsukiji Market

Tsukiji’yi görüp de bu bölgede sushi ile kahvaltınızı yaptıysanız artık tam bir Japonsunuz 😊 Şimdi Japon İmparatoruna şükranlarınızı sunmak için saraya gidebilir, bahçesinde biraz dolanabilirsiniz. Burası imparatorluğa ait olduğu için elinizi kolunuzu sallayarak her yerini göremiyorsunuz ama ücretsiz tur ile Imperial Palace’ın doğu bahçelerini görebilirsiniz. (Kendiniz gezmek istiyorsanız Pazar günleri giriş yok,bilginize) Hala vaktim var şehri terk etmeden Tokyo’da bir şey daha göreyim diyorsanız Shinjuku’da yer alan Tokyo Metropolitan Government Offices binasının gözlem katına çıkıp Tokyo’nun ucu bucağı olmayan manzarasını görmenizi öneririm. Şehir nasıl kurulur, nasıl düzenlenir bizim belediyeler de gelip şu binadan aşağıya bir baksınlar çok isterdim !

Tokyo Metropolitan Government Offices –
Hava güzel olduğunda Fuji bile gözüküyormuş diyorlar!

Tokyo’da biraz daha uzun kalabilirseniz ve parkları bahçeleri seviyorsanız mutlaka Kiyosimu-Teien’i de görmenizi öneririm. Kitabınızı alıp bu parkta biraz vakit geçirin ve bol bol huzur depolayın.

Kiyosumi Gardens
Kiyosumi bahçesinin muhteşem peyzajı

Japonya hakkında soruları olanları yanıtlamaktan memnuniyet duyarım 🙂 Sevgiler!

PeterFrery için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir